Nasıl olsa hatırlarım

Nasıl olsa hatırlarım diye yamadığım şeylerin hiçbirini hatırlayamadığımı öğrendim. Aslında hatırlıyordum bir şeyler, beynimin bir yerlerin yapmam gereken şeyler geçip duruyordu. Bazılarını net hatırlıyordum, bazılarını anımsıyordum, unutmak üzere olacakları öne alayım derken net hatırladıklarımda kayboluyordu…

Bazen diyorum ki tamam, bundan sonra her şeyi not alacağım. Bir iki gün alıyorum, bir yerlere bir şeyler not düşüyorum. Sonra biri geliyor hayatına ve öyle şeyler yaşıyorsun ki, hiç okunmayacak bir defter olsa, ona bile yazılamayacak duygular yaşıyorsun. Deftere lanet, kaleme lanet, anasına – avradına, yaşadığı ile ülkeye, hatta ve hatta abartısız dünya’ya lanet okuyorsun. Yazma hevesin kayboluyor, bazen yaşama sevincin…

Aradan zaman geçiyor ve fıtratın gereği onları da unutuyorsun, sil baştan… Sil baştan başlıyorsun yeniden.

Anlıyorum artık bir çok şeyi, etrafıma baktığımda her şeyin bir döngü içerisinde olduğunu görüyorum, torağın – havanın – bitkinin – suyun – ateşin – evrendeki tüm maddelerin bir biriyle bir ilişkisi var ve döngü içerisinde yer değiştirip duruyorlar. İnsanlara bakıyorum sonra, bir ömrü var, ölüyor, toprak oluyor, madde oluyor, tohum oluyor, bitki oluyor. Yeniden doğuyor, su içiyor, ölüyor, toprak oluyor. Sürekli evriliyor. Evrim her anımızda var. Her anımızda farklı bir yapıya giriyoruz.

Canım sıkılıyor, bazen kendimi enkaz gibi hissediyorum, dibine çökmüş, ağır, üstümdeki toz bulutu çevremi boğuyor gibi… Her balkon bir dar ağacı gibi geliyor. Her sabah uyanıyorsun, belkide el yüz yıkamadan balkona, yak bir sigara… Balkonlar ağır ağır ipimi çekiyor gibi. Balkonla kavga etmeye yüz tutmuşum…

Bekliyorum… sevginin renginin mavi olmasını, gökleri doldurmasını… Ama sevmekte acele etmemek gerekiyor. Herkesin bir gün unutulacağı bu dünyada “hayırdır sevgili  bu acele ne?” diyesim geliyor.

Ama biliyorum her zerremdesin, bazen saklambaç oynayan çocuklar gibiyiz, fakat geceleri, her seferinde şarkı sözlerinin içinde derin anlamlar gibisin, bulurken zorlanıyor, bulduğumda göz yaşlarımı tutamıyorum…

Nihayetinde böyle şeyler yazıyorum. Sohbet uygulamalarının bir çoğunda bulunuyorum. Herkesin kimliği cebinde, gizli bir yerlerde duruyor. Ama nedense herkes kimliğini anlatma çabası içerisinde. Buna gerek yok. Bırak seni sen anlatma, başkalarının seni tanımasına zaman ver.

Hayata notlarımı bu blog üzerinde tutmaya çalışıyorum. Not alın diyorum, her ne olursa… ve küçük bir not düşüyorum… İnternete bağlı olan her cihaz, hemen hemen yaptığınız her şeyi bir yerlere not düşüyor. Yazılan mesajlar, mailler, telefonla çektiğiniz fotoğraflar. Her yaptığınız işlem bir yerlere not düşülüyor. İnsan tarafından üretilen bu teknolojiyi örnek almak lazım…

Hayal CANDEMİR .:: 20.12.2018 ::.  .:: Laronge, Saskatchewan S0J 1L0, Kanada Eyalet Parkı ::.

 

 

Yazar: admin

hayalperestdunyam site yönetimi

Sizde yorumunuzu katarak bize destek olabilirsiniz